Gözüme Tuz Kaçtı

Gözüme Tuz Kaçtı

Gözlerime “tuz” kaçtı..

Bugün söylediğim bir yalandı.

Yalan söylemeyi bile becerememişim.

Ama haklı demişim, tuz gözü çok yakar…

Yarayı da…

Ben yarama tuz bastıkça, yalanlarımda tuzlu olmuş, gözyaşlarım gibi.

Gözlerimde biriktirdiğim tuzlu suları,

Yanaklarıma bırakırken, yüzümün yandığını hissediyorum.

Ve yüreğimin,

Ve gözlerimin,

Ve aklımın….

İnsanın aklı acır mıydı?

Aklım acıyor..

Beynimin uyuşturucu aldığını hissediyorum bazen.

Düşünme yetimi kaybetsem de,

İncinme yetimi kaybetmiyorum hiç..

H İ Ç …

Ne uzun bir kelimedir Hiç..

Fazla derin bir hiçlikteyim.

Çıkarabilene A Ş K olsun !

 

***

 

Saat 01:15

yarım saatlik bir aradan sonra yazmaya oturduğumda.

ne yazdığımı neden yazdığımı sorguladım.

yani neden yazıyorum ki ben?

Hiç okumayacak olanlara ve okuduğunda beni anlamayacak olanlara neden yazıyorum?

Kelimelerimin ulaşamayacağı yerlere de selam olsun.

Yıldızlardan selam getirdim der mi acaba bir gün dolunay ?

Gökyüzünün kokusuyla gelir misin bir gün yine?

Sahi ?

Bir kelime yazınca,

Düşününce,

Düşünmeyince,

Zaman geçmeyince,

Müzik parçasının notalarında,

Bir sofra tuzunda,

Bir kitaplık tozunda…

Ve her güneş doğduğunda,

Güneş battığında,

Gökyüzü takılarını taktığında,

Yoldan geçen bir çocuğun gözlerinde,

Kaldırımların kırık taşlarında,

Ve aynada..

Senin bu kadar hayatıma sinmişliğinin nedeni nedir ?

Sorgulamaya değecek tek konu şu an bu.

İçime sinmişliğin var.

Ruhuma dikilmişliğin..

İlmek ilmek.

Düğüm düğüm.

Çözülmeyen ve çıkmayan.

***

saate bakmadım.

Umurumda değil hiç saatler.

Sayamadım uzaklığın saatlerini.

Sayılarla aram iyi değildir.

Sahi?

İki akıl arasındaki mesafe ne kadardır?

Ben de bilmiyorum.

 

***

Üşüdüm yine, avuçlarımda buz kütleleri…

Parmaklarımın ucu yanarken avuçlarımdaki buz niye?

Tüm buzu kalbime koydum..

Kalbim buz.

Uyuşuyor her gün.

Acısı hafifliyor.

Kalbimi uyuşturan ellerim,

Ellerimdeki buz kütleleri,

Gözlerimin tuz gölleri,

Yanaklarımdaki sıcaklık.

Sahi iyi mi geceler?

 

***

Küllerimi savurun geceye,

Yıldızlara sorun beni gidince…

Akşam güneşinin kızıllığını hatırlayın.

Bulutların beyazlığını alın,

Gökyüzünün mavisini.

” İstediği mavi’ydi,

Ama hep siyah’tı deyin.

Sonra;

Karanlığı sevmezdi ama siyaha aşıktı.

Yükseklik korkusu vardı ama hep uçurumlara koştu.

Soğuğu sevmezdi ama hep üşürdü, temmuzun ortasında kar yağardı onun için.

Heyecanlı biriydi, ama tüm hevesini kaçırdılar.

Yaşamayı severdi, insanları severdi, ama sevmeyi sevdirmediler..”

İşte böyle söyleyin arkamdan.

Ama siz ne bilirsiniz beni ?

Ki ben bir kişiye bile kendini tam olarak açmayan ben ..

Uçurtma olup gökyüzünde kaybolma fikrimi koruyan biriyim ben.

Uzak durun benden.

Bu aralar ben bile kendimden bayağı uzağım.

***

Yazamadığım her cümlem için,

İçimden özür diliyorum.

 

Ve kurtaramadığım her hayalim için,

Kendimden..

Gidiyorum..

 

İyi mi geceler?

Ama iyi olsun artık geceler..

 

Derin / ÇelişkilerimdenÇelikKalbim

 

Yazarımızın diğer yazısı Ruhum Nar Ağacında ‘yı okumak isterseniz

 

Yorumlar

1 yorum yapılmış. Sende yorum yap
    Mina 4 Mart 2017 - 08:41

    Kitap yazsan ilk alanlardan olurum seni okudukça kendimi buluyorum çok zaman emeğine yüreğine sağlık

Yorum Yapmak İster misiniz?