Bu Hasret Bizim

Bu Hasret Bizim
Genel, Köşe Yazıları 27 Ocak 2017 737 defa okundu 1 yorum

 

Her gün ölme ihtimali varken tüm özgüveniyle planlar yapan insanoğlu güldürüyor beni.

En çok da kendime gülüyorum zaten.

Ben de o insanoğullarından biriyim.

Her akşam sabah giyeceğim kıyafetleri hazırlayıp yatağa giriyorum.

Yarın geleceğim diyorum, ayın 24.’nde toparlarız diyorum.

Ölümsüz gibi hareket ediyorum ben de..

Sonra düşününce ben ne yapıyorum? diyorum.

Hayatın da zamanın da bize oynadığı bu plan bozma ve hayatta hiçbir şeyin yolunda gitmemesi de,

“Dur yavrum sen n’apıyorsun kafana göre?

Hiç ölmeyecek gibi yaşamanın da bir sınırı var.” demek oluyor galiba.

Olsun biz yine de her seferinde unutup tekrar planlar peşinde koşuyoruz.

Öleceğiz..

Ve sadece ardımızdan iki damla gözyaşı dökülecek, çoğu sahtedir bilginize!

Hiç değmeyecek şeylerin peşinden her gün koşuyoruz.

Koşuyoruz da n’oluyor?

Sıfıra sıfır elde var sıfır.

Kimseye ne yaranabiliyorsunuz, ne de kimsenin umurunda olabiliyorsunuz.

Tabi ki çabalayın, çalışın ve düşün hayatınızı düzene sokun.

Ancak bunu tüm hırsınızla sadece o varmış gibi yapmayın..

Öfkenize yenilip çevrenizdeki insanları yok saymayın.

Pek bir tavsiye verici bir yazı oldu. Aslında hiç sevmem tavsiye vermeyi de almayı da.

Ancak bazı konular da bir şeyler söylemek gerekiyor.

Başarılı olmak da alçak gönüllü olmaktan geçer.

Öfkeyle hırsla ve hileyle kazanılmış ne varsa eksiktir.

Ve bir gün illaki o eksiklik göze çarpacaktır.

 

 

Yaşayın ama ölmeyecekmiş gibi değil, her gününüz son gününüzmüş gibi yaşayın.

Düşünün ve sevin. Düşünceli olmak ince davranmak nedir bilin.

Ama kafayı yakacak kadar takıntılı olmayın.

Hırsınıza yenilmeyin. Hırs güzeldir ama onu da verimli kullanmak gerekir.

Zamanı değerli kullanın. An’larınız anılarınız sizin mirasınız.

İnsanlarla ne yaşarsanız onlara ne öğretirseniz geride onlar kalacaktır.

O yüzden Anı Yaşayın ve O Ana sığdırabileceğiniz kadar güzellikler sığdırın.

Hüznünüzü yaşarken bile güzel yaşayın. İncitmeyin kendinizi.

Çünkü siz değerlisiniz. Dünyaya bir daha gelmeyeceksiniz.

Sevdiklerinizi kırmayın. Onları kırdığınızda siz daha çok kırılırsınız.

Değerli olduğunuzu hissettirmeyen kişilerle oturup kalkmayın. Sonunda yaralanan siz olursunuz.

Affedici olun. Affetmek her zaman kazandırır. Kendinize özsaygınızı yenilersiniz.

Aşık olun.

Sevin.

Sevilip sevilmediğinizi düşünmeden, acaba’sız sevin.

Her güne bir güzel bir anı karıştırın.

Müzik dinleyin ve ruhunuzu uyutun.

Ölümlü gibi davranın. Ve çevrenizdeki ölümlülere saygı gösterin.

Kedileri sevin.

Köpeklere tekme atmayın.

Kışın kedilerin saklandığı arabanıza binerken bi kaputa vurun.

Gördüğünüz her çocuğa değerli davranın.

Onlar geleceğimiz.

Geleceğimizin psikolojisini bozmayın.

Geleceği Ağlatmayın.

Kuşlar için pencerenize ekmek kırıntılarınızı dökün.

Yemediğiniz yemekleri, ekmekleri barınaklara götürün.

Gökyüzünü sevin.

Yürüdüğünüz sokaklara çöp atmayın belki bir çöpçüyü sevindirmiş olursunuz.

Nasihat gibi değil de hatırlatma gibi diyelim..

Yapalım bunları.

Belki dünya daha yaşanabilir hale gelir.

"Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
		bu dâvet bizim....

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
		bu hasret bizim..."

diyen Nazım Hikmet’i hatırlayalım..

Derin // Köşelerden

 

 

Yorumlar

1 yorum yapılmış. Sende yorum yap
    Hazan
    Hazan 28 Ocak 2017 - 01:15

    Ne kadar güzel unuttuğumuz bir çok şeyi hatırlatmışsın 🙂 Aslında bir çoğu insan olmanın gerekliliği ya da farkındalık diyelim. Farkındalığı az öyle çok insan var ki 🙁 Zaman zaman belki bizlerde farkedemiyoruz çevremizde olan biteni , algılarımız kapalı oluyor ,
    arada açıp okunacak ve saçma sapan dünya işlerinden bunaldıysak , kendimize getirecek bu yazı için teşekkürler 🙂

Yorum Yapmak İster misiniz?