Biz Bu Dünyanın Uzaylılarıyız

Biz Bu Dünyanın Uzaylılarıyız

 

saat 03:15 ilgilenmediğim ne varsa ilgileniyorum.

 

Kendimi mesafelere odaklamışım.

Fark ettim de ne kadar olmaz varsa, meyletmişim.

Kelebeğin 30 yıl yaşamak istemesi gibi.

Balıkların su yüzeyinde yaşamayı merak etmesi gibi.

Sahi merak ediyorlar mıdır onlar da yeryüzünü?

Bulut olmak istemiş midir bir balık ?

Ya da biz insanların saçma sapan düşüncelerini söylesek güler miydi hayvanlar?

Anlatsam inanmazsın’la başlasak cümlelerimize, bir kediyle konuşsak.

Kuşlara anlatsak tutsaklığımızı anlarlar mı?

Bir kaktüsü okşamak da saçma isteklerimdendi.

Aya dokunmak istediniz mi siz de hiç?

Yıldızlara en yakından bakmak, gökyüzünden dünyaya bağırmak.

Uçurtma olmak istediniz mi peki?

En azından gökyüzüne bir yüz metre yakın olmak.

Şiir yazmak istediniz mi Necip Fazıl gibi,

Nazım Hikmet gibi kelimeleri kullanmak istediniz mi?

Cemal Süreya ‘nın soyadı hikayesini bildiniz mi?

Bilmezsiniz.

Merak etmediniz ki hiç insanların nedenlerini.

Sürekli ne içinleri sorguladınız.

Turgut Uyar’ın gözlerinden, sevdiği kadını gördünüz mü mesela?

Mısra mısra işlediği hayatı Fuzuli’den okudunuz mu?

Gururunuzu kenara koyup “seviyorum” diyebildiniz mi?

Diyebildik mi?

Dedik mi?

Yapmadık hiçbirini.

Biz bu dünyanın uzaylılarıyız.

Yüklemi olmayan yarım cümleleriyiz romanların.

Kafiyesiz şiirlerin anlatamadığı hikayeleriz.

Kimsenin anlamadığı sanat filmleriyiz.

Cevaplarının olmadığı sorularız.

Beklenmedik zamanlarda yine gelmeyenleriz.

Saçlarımızdan hıncımızı alanlarız.

Saate sürekli baktığımız halde, saati bilmeyenleriz.

Veda ettiğimiz halde vazgeçemeyenlerdeniz.

Huzursuz bir evin en sessiz köşesiyiz, yine bağrışlarla dolu.

Biz seninle hiçbir şeyiz.

Değişmeyiz.

Mazi olamamış külleriz.

Beklemiş çay gibi..

Fazla acı katran tadı..

Üç noktayız, ucu fazla açık,

Sonu yok,

Ama hiç başlamayan bir cümleye gebeyiz.

 

Saat 03:40

Kulaklarımda acı bir ezgi.

Boğazımda aynı kekremsi tat.

Bayat çay ve soğuk kahve.

Sevmediğim ne varsa kendimim artık.

Gökyüzü olmadım mesela hiç.

Milyonlarca yıldızım olmadı.

Gecesi oldum gökyüzünün.

Onda da yıldızlarım olmadı.

Siyah oldum.

Karanlık oldum.

Ama en çok karanlıktan korktum..

Ne zaman güneş sırt çevirse dünyaya,

Ben yaşamaya başladım.

Gündüz fazla şeffaftı acılarımı anlatmak için.

 

Allah akıl fikir versin bana da kalem kağıt rahat etsin birazcık.

Zaten kelimelere acıyorum cümlelerimde ziyan ettiğim için.

Gözlerimin ani doluşlarında bırakıyorum yazmayı.

Fazlası paha..

Fazlası küf..

Fazlası kar demeti.

Fazlası dem.

Neyse, kendime iyi bakayım.

Siz de kendinize iyi bakın.

Saatlere takılmıyorum, kaç oldu sahi?

İyi geceler…

Derin / GeceyarısıEkspresi

 

 

 

Yorumlar

Yorum Yapmak İster misiniz?