Evden kursa gitmeden İngilizce Öğrenmek Mümkünmüş..
Aralık 2, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Evden kursa gitmeden İngilizce Öğrenmek Mümkünmüş..
Bu devirde kadın olmak zor iş! Malum erkeklerin dünyasında yaşıyorsunuz. Her yerde önünüze geçmeye çalışan, dünyayı kendilerine aitmiş gibi gören, bir adım önde olmayı vazife edinmiş böyle yetiştirilmiş erkek egemen bir toplumda yaşıyoruz. Ancak artık hiçbirşey eskisi gibi değil. Kadınlar hayatın her alanında kendilerini göstermeye başladılar. Okur yazar ve çalışan kadın nüfusu arttıkça kadınların başarı hikayelerini her yerde duyar olduk.
Ne yazık ki tanrımız bize bazı zaaflarda vermiş. Bir bebek sahibi olmak dünyanın en güzel şeyi olmakla beraber onu karnında 9 ay taşıyan da, doğduktan sonra onun yanından bir an olsun ayrılmaması gereken de hep kadınlar. Bir çok kadın bugün bu mükemmel mutluluğu yaşamakla beraber kendini eve kapamak zorunda kaldığından doğum sonrası dönemi geçirmekte zorlanabiliyor. Psikolojik sıkıntılar çekebiliyor. Özellikle çalışan ve iş hayatına dönecek olan hanımlar işyerini bıraktığı yerde bulabilir mi korkusuyla bu mükemmel zamanı yaşamak yerine bir de kariyeri için sıkıntıya düşüyorlar.
Artık evden de kendini geliştirebilmek mümkün olduğundan bu duygudan biraz olsun kurtulabiliriz. Call English.net adında bir ingilizce kursu sayesinde günün istediğiniz saatinde Amerikalı eğitmenlerden online ingilizce eğitim alabiliyorsunuz. Bebeğinizi uyuttuktan sonra sonra yada çocuklarınızı yatırdıktan sonra yatmadan önce telefonda ingilizce öğrenerek kısa zamanda ingilizce konuşabilir, pratik yaparak ingilizcenizi akıcı bir hale getirebilirisiniz. Sabah 6′dan Gece 1′e kadar istediğiniz saatte sizi arayarak internet üzerindeki online ingilizce ders işliyorsunuz. Her gün sadece on dakika ayırarak bu sistemden faydalanabilir evde geçirdiğiniz günleri aynı zamanda kendinizi de geliştirdiğiniz bir okula çevirebilirsiniz. İşe döndüğünüzde ingilizcenizle herkezi şaşırtarak farklı bir başlangıç yapabilirsiniz.
Çocuk da yaparım kariyer de demek artık daha kolay. Önemli olan bunun gibi altın anahtarları kullanabilmeyi bilmek. Gün 24 saat ve biz bunun ne kadarını ailemize ne kadarını işe ayıracağımıza kendimiz karar verebiliriz. Yolda trafikte geçen gereksiz zamanlardan kurtularak kaliteli bir eğitim almanın yolunu bize sunduğu için Call English Dil Eğitim sistemine teşekkür ediyoruz. callenglish.net adresini ziyaret ederek ücretsiz deneme formu bırakabilirisiniz. Sizi arayacak ve ücretsiz görüşme kaydınızı yapacaklardır..
Kireçlenme kadınları vuruyor
Temmuz 18, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Kireçlenme, eklemlerde ortaya çıkan dejenerasyonla kendini gösteriyor. Hastalık ne yazık ki kadınları daha fazla seviyor. Oldukça yaygın görülen hastalık, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 10luk bir bölümünü etkilemekte. Sinsi ağrılar, sabah tutulmaları, hareket ettikçe duyulan sürtünme sesi gibi şikâyetler zamanla kişiyi, oturup kalkma, merdiven çıkma gibi basit eylemleri bile yapamaz hale getiriyor. Sevindirici olan ise erken dönemde tedaviye başlanarak hastalığın ilerlemesinin durdurulabilmesi. Fizik tedavi ve rehabilitasyon alanındaki çalışmaları ile tanınan Uzman Dr. Cavit Meclisi, kireçlenme ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verdi.
Kireçlenme nedir, belirtileri nelerdir?
Kireçlenme, en sık görülen romatizmal hastalıktır. Bu hastalık için osteoartroz ve dejeneratif eklem hastalığı gibi tanımlamalar da kullanılır. Genellikle yaşlanmaya paralel olan bir süreçtir. Özellikle kadınlarda ve 55 yaş üzerindeki kişilerde görülür. Eklemlerde kemik uçlarını kaplayan kıkırdağın yaşlanması ile ağrı ve hareket kaybı ortaya çıkar.
Kireçlenme, vücudun tamamını mı etkiler? Bölgesel olarak görülebilir mi?
Bölgesel olarak el, diz, kalça ve omurga kireçlenmeleri görülür.
El kireçlenmeleri, parmakların uç eklemlerinde şişlik ve kemiksi çıkıntılar, ağrı ve sabah kısa süreli tutukluk şeklinde belirtiler görülür. Bu şekli genetiktir ve sıklıkla kadınlarda ortaya çıkar.
Diz kireçlenmeleri de kadınlarda daha sıktır. Diz ağrısı, kısa süreli sabah tutukluğu, dizlerde hareketle ortaya çıkan sürtünme sesi, zamanla hareketlerde kısıtlılık ve eklem deformiteleri gelişir. Hastalar çömelme, merdiven inip çıkma ve sandalyeye oturup kalkmada sıkıntı çekerler. Şiddetli vakalarda eklemlerde kemiksi değişiklikler, ciddi deformiteler ve eklem kilitlenmesi gelişir.
Kalça kireçlenmeleri, erkeklerde fazla görülür. Sinsi ağrı, hareketlerde sertlik, yürüme zorluğu, yüksek bir yere bacağını kaldırmada ağrı ve zorlanma vardır. Hasta çorabını bile giyemediğini belirtir.
Omurga kireçlenmesi olduğu durumlarda ise omurların yan eklemlerinde ağrı, hareketlerde zorluk ve sertlik, bacağa yayılan ağrılar görülür. Bacak ağrısı bu bölgeden geçip bacağa inen sinirin baskıya uğraması, kanalın daralmasına bağlı olabilir. Bu şikâyetler zaman zaman fıtık bulguları ile karışabilir ve hastalara yanlışlıkla disk hernisi tanısı konabilir.
Kireçlenme tedavisi nasıl gerçekleştirilir?
Osteoartritin tedavisinde amaç hastanın ağrısının ve varsa tutukluğun giderilmesi, yaşam kalitesinin artırılmasıdır. Eklem fonksiyonları nı korumak önemlidir. Bu nedenle iyi planlanmış ve kişiye göre düzenlenmiş egzersizler, zaman zaman tutulan eklemin istirahati amacıyla korse, dizlik ve atel kullanmak yararlıdır. İlaçlar, fizik tedavi yöntemleri, kilo verilmesi ve hastanın hastalığı konusunda eğitimi gerekir.
Günümüzde kıkırdak yapımını uyaran ilaçlar bu hastalarda kullanılmaktadı r. Glukozamin ve kompleksleri yıkımı önlemekte yararlı olabilmektedir. Bazen şiddetli tek eklem tutulumunda kortizon uygulamaları da tedavide yer alır. Son yıllarda osteoartrit cerrahisinde büyük gelişmeler olmuştur. Tıbbi tedaviye yeterli cevap vermeyen ve hastalığın çok ilerlediği hastalarda, cerrahi operasyonlar da fonksiyonları düzeltmede sonuç vericidir.
Kireçlenmeden korunmak için spor yapmanın önemi nedir?
Doğru tedaviler vücudun doğal olan kendini onarma sürecini uyarabilir. Bu onarım süreci şöyle işler: Günlük hareketlerimiz sırasında, özellikle dizlere ve kalça eklemlerine vücut ağırlığı biner.
Bu yük, çoğu zaman vücut ağırlığımızın 3-4 katı kadardır ve eklem kıkırdağı tarafından emilmektedir. Hareketle eklem önce sıkışmakta sonra da serbest kalmaktadır. Bu yük binme ve yükün kalkması sırasında su ve besin maddeleri önce kıkırdak içine, sonra da dışına hareket etmektedir. Bu sıvı hareketi ve değişimi eklemi kaygan ve esnek tutar ve kendini onarmasını sağlar. Sonuç olarak, hareketler eklemleri kaygan tutar ve ağrının azalmasına yol açar. Ayrıca egzersiz, kasların kuvvetlenmesini ve fazla kilolardan kurtulmayı da beraberinde getirecektir.
Kilonuzu kontrol altında tutarak şikâyetlerinizi azaltabilirsiniz
Öncelikle kilo kontrolü gereklidir. Fazla vücut ağırlığı özellikle kalça, diz, ve bel dejenerasyonunu hızlandırıcı etki yaratır. Bu etkiyi azaltmak için sağlıklı yollarla zayıflama programına başlanmalıdır.
Çok ağrılı dönemlerde, hastalara dinlenmeleri önerilir. Dinlenmek eklem üzerindeki yükü kaldırır. Ancak, dinlenme dönemi gerekli en kısa sürede tutulmalıdır. Uzun dinlenme dönemleri kıkırdak beslenmesini azaltacak ve eski aktivitelere dönüşü geciktirecektir.
Eklemi soğutmak
Kronik dönemde sıcak uygulaması, damarların genişlemesini sağlayarak kan akımını ve beslenmeyi artıracaktır. Bu uygulama, sıcak banyo ya da duş, kızıl ötesi lambalar ve elektrikli battaniye ile yapılabilir.
kaynak :Milliyet
Ahmet Maranki’den varis tedavisine bitkisel çözüm
Temmuz 2, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Hem görüntü açısından , hem de yaşattığı ağrılı durumlar nedeniyle varis günümüzde bir çok insanın sıkıntı duyduğu bir hastalık. Ahmet Maranki bu konuda bitkisel bir kaç uygulama önermiş. Son karar sizin
1 litre beyaz ispirtonun içine 4 adet kafirun koyun. Akşam elde edilen karışımı varisli bölgelerinize sürdükten sonra streç filmle sararak yatın.
Ertesi sabah tekrar aynı uygulamayı tekrarlayın.
- Çoban çantası otu, kekik, at kuyruğu otu ve at kestanesinin kabuğu ayrı ayrı ya da hepsini beraber çay gibi demleyerek günde 3-4 su bardağı içilir.
- Fındık yaprağı ve asma yaprağı çayları varise çok iyi gelir.
- 1 bardak kaynar suyun içine, 4 gram rezene konularak 10 dakika bekletilerek günde 2-3 bardak içilir.
- Çobançantası taze bitkisi doğranarak bir kaba konularak üzerine keskin sirke ilave edilerek 10 gün güneşte bekletilir. Elde edilen karışım ile varisli bölgeler her gün aşağıdan yukarıya doğru ovulur.
- 40 derece ısıtılmış 1 kova sıcak suyun içine yarım fincan ezilmiş şap ve 1 fincan karbonat konularak eritilir. Haftada 3 gün 15 dakika süre ile bacaklar dize kadar bu suya konur. Varisler daha yukarı çıkmış ise aynı işlem küvette tekrarlanır.
- Fındık ağacı kabuğu, ceviz ağacı kabuğu ile kaynatılır. Suyu ile varislerin üstüne pansuman yapılır.
Baş Ağrısı için Bitkisel Çözüm
Temmuz 2, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Herkesin zaman zaman çok zor saatler yaşadığı ama daha çok bayanlarda görülen baş ağrıları insanı bazen canından bezdirecek duruma gelebiliyor. Öyle ki alınan hiç bir ilaç sanki etki etmiyor. Böyle durumlarda alternatif ilaçlar denemeye ne dersiniz ?
Baş Ağrısına Bitkisel Çözüm
1- Baş ağrısını önlemek için, az yemek, az içmek, az düşünmek, çok uyumamak ve alkol kullanmamak gerekir.
2- Gül suyu, taze kişniş ve badem yağı lapa yapılarak başa konulursa ağrıları alır.
3- Serkencebin (sirke ve bal karışımı bir tür şerbet) ve semiz otu suyunun karışımı içilmelidir.
4- Katran köpüğü 2 gram, 1 bardak bal şerbeti birlikte içilirse baş ağrısını ve balgamı sökütür.
5- 100’er gram miyen kökü, udihindi, mercan köşk birlikte dövülür ve elde edilen tozları 1000 gram susam yağına katılır dörtte biri kalana kadar kaynatılır ve başa sürülerek iyice ovulur.
6- Misk, safran maddeleri toz haline getirilerek enfiye gibi burna çekilir.
7- Bir bardak limon usaresi içilmelidir.
8- Menekşe çiçeği koklanabilir.
9- Ayva çiçeği bal ile macun yapılarak bir kaşık yenilir.
10- Helile ıslatılarak bir bardak suyu içilir.
11- Beş gram defne tohumu dövülerek bala karıştırılıp yutulur.
12- Karabaş otu bal ile reçel haline getirilerek bir kaşık yutulur.
13- Karabaş otu kaynatılarak bir bardak içilir.
14- Bir kaşık badem yağı içmek baş ağrısına iyi gelir.
15- Bir bardak kabak suyu içilir.
16- 10 gram helile tozu bir bardak sıcak su ile karıştırılıp içilmelidir.
17- Kulağa 2-3 damla soğan suyu damlatılabilir.
18- 200’er gram rezene ve kına su ile hamur yapılır ve ayaklara konulur.
19- Gelincik iç içeği sirke ile hamur yapılır başa konulur.
20- Hüdhüd kuşunun tacı başta taşınırsa baş ağrısı geçer.
21- Besbase, menekşe yağı ile burna çekilirse baş ağrısını keser.
22- Papatya kaynatılarak içilirse baş ağrısına iyi gelir.
23- Anason tütsüsü kuvvetlice burna çekilmelidir.
24- Mersin ağacının yaprakları kaynatılarak lapa yapılır ve başa bağlanır.
25- Nane arpa ile lapa yapılır ve başa bağlanır.
Cevizi kabuklarından ayırdıktan sonra bir bardak bir bardak ılık suyun içerisine koyunuz. 6 İle 8 saat arasında bekleyiniz. Suyn renginin değiştiğini göreceksiniz. Bu suyu tüketiniz. Bu uygulamayı bir hafta yapacak diğer hafta yapmayacaksınız ve ondan sonraki hafta tekrar yapacaksınız. Bu şekilde devam ederseniz baş ağrınızın dindiğini giderek azaldığını ve bir süre sonra baş ağrısı gibi bir derdinizin olmadığını göreceksiniz.
Stressin yol açtığı cilt hastalıkları
Temmuz 1, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Stres cilt sorunlarını tetikliyor.Deri hastalıklarının oluşmasında stresin büyük rolü bulunmaktadır. Bu hastalıkların bir kısmı doğrudan stresle ortaya çıktığı gibi; bir kısmı da stresin tetiklemesi sonucu oluşur.
Sedef hastalığı depresyona neden olabilir“Psöriasis” denilen ve halk arasında sedef hastalığı olarak bilinen sorun, strese bağlı oluşan cilt hastalıkları içinde yaygın olarak görülmektedir. Her ırkta, her cins ve yaşta görülebilen bu hastalığa, sedef rengi kabuk tutmasından dolayı sedef hastalığı denilir.
Kaşıntı oluşmadan sadece dış görünüşümü etkileyebilecek şekilde görülebileceği gibi; tüm yaşamı etkileyebilen ve vücutta yaygın olarak görülen türleri de bulunur. Stres bu hastalıkta çok önemli bir rol oynamakta. Ayrıca, sedef hastalığına yakalanan kişiler, toplumun bulaşıcı olduğunu düşünmesi ve gösterdiği tepki nedeni ile psikolojik sorunlar yaşayabilir.
Kurdeşen hastalığı hayatınızı tehlikeye sokabilirAsıl adı “Ürtiker” olan, halkın kurdeşen olarak bildiği hastalığın en belirgin özellikleri; ciltte 1-2 santim çapında kırmızı, kabarık, kaşıntılı, yer değiştiren döküntülerdir. Kabarıklıklar genellikle; yüzde, kollarda, bacaklarda ve parmaklarda oluşur. Toplumun yaklaşık %20’sinde görülebilen yaygın bir hastalıktır.
Bu, alerjik bir hastalık olup, bazen nefes alamamaya kadar gidebilen, insan hayatını tehdit edebilecek boyutta kötü sonuçlar doğurabilir. Bu hastalığın oluşmasının da nedeni büyük oranda strestir. Alerji testleri ile tüm araştırmaların yapılması ve rastgele ilaç kullanılmaması gerekir.
Aşırı stres saç döküyor.Halk arasında saçkıran olarak bilinen “Alopesi areata” hastalığı, herhangi bir belirti ortaya çıkarmadan, saçlı deri, kaşlar, kirpikler, sakal bölgesinde ve vücut kıllarının lokal olarak başlayan, daha sonra yaygınlaşabilen kıl dökülmesidir.
Stres sivilceye, sivilce de strese neden oluyorAkne dediğimiz ve geniş bir yelpaze içinde ele alınması gereken, halkın ergenlik sivilcesi dediği olguların da baş nedenlerinden biri strestir.
Strese bağlı oluşabilen diğer cilt hastalıkları:
•Alerjik nedenlerden dolayı ortaya çıkan bir hastalık olarak bilinen “egzama”,
•Derinin melanin pigmentinin kaybolması ile ortaya çıkan, tedavisi de oldukça zor olan bir hastalık olan “Vitiligo” yani “ala hastalığı”,
•“Trikotillomani” denilen kıl çekme hastalığı,
•Tırnak üzerinde çukurcuklar, sararma, tabakalanma, değişik şekil bozuklukları ,•“Verrukalar” denilen halkın siğil dediği birçok çeşidi bulunan oluşumlar,
•“Hiperidrozis” olarak bilinen aşırı terleme,
•Saçlı deride, dilde, vücudun birçok yerinde bazen tarif edilen, yanma, karıncalanma, acıma, uyuşma gibi yakınmalar,•Vücudun birçok yerinde oluşabilen, tekrarlayan
uçuklara
•“Pitiriasis rosea de gibert”, halkın madalyon ya da gül hastalığı dediği hastalık,.
•Bazanda “Venerolojik” yani zührevi açıdan bakılırsa “Sifiliz”, “AIDS” gibi hastalıklara yakalanma fobisi,
•Derinin her tarafını tutabilen çok değişik görüntü ve karakterde ortaya çıkan, kaşıntılı deri hastalıklarından biri olan “liken” dediğimiz hastalık da çoğu kez stres kaynaklıdır.
Yanlış tedavi hastalığı daha da yaygınlaştırabilir. Tedavinin başarılı olabilmesi için her şeyden önce altta yatan psikolojik sorunun olabildiğince ortadan kaldırılması gerekir. Cilt sorunları için ise haricen uygulanabilecek ilaçlar kullanılır.
Bunun yanında ağızdan ya da enjeksiyon yoluyla uygulanabilecek ilaçlar da sık kullanılır. Bunlar, antialerjik ilaçlar, antibiyotikler, A vitamini türevi ilaçlar, kortiko steroidler şeklinde özetlenebilecek ilaçlardır. Yanlış bir tedavi veya yanlış kullanılan ilaçlar hastalığı çok yaygınlaştırmakta yaşamsal sonuçlar doğurabilir.
Çocuklarda altını ıslatma – uyum bozukluğu
Haziran 30, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Bir çok ailede yaşanan genellikle de geçer diye beklenen bu sorun aslında çok ciddi yaklaşılması gereken ve bir çok sebebe dayanan bir davranış biçimidir.
Aileler genellikle ‘normal kabul edilen alt ıslatma davranışı‘ ile ‘çocuk psikolojisinde uyum bozukluğu olarak kabul edilen alt ıslatma davranışı‘ arasında ayırım yapmanın zor olduğunu ifade eder.
Genellikle çocuklar, 2-3 yaşlarında gündüz mesane kontrolünü kazanırlar. Gece kontrolü ise 3,5-4,5 yaşları arasında tamamlanmaktadır. Çocuğun normal gelişim içinde idrarını gece ve gündüz kontrol edeceği biyolojik olgunluğa erişmesi gereken 5 yaşından sonra tekrarlayıcı olarak istem dışı alt ıslatması enürezis adını alır.
Enürezis tanısı konması için; 4 yaşını dolduran çocuğun, yatağına ya da giysilerine tekrarlayıcı nitelikte idrar kaçırması ve bu davranışın en az üç ay süre ile en az haftada iki kez ortaya çıkması ya da klinik açıdan belirgin bir sıkıntı doğurması ya da önemli işlevsellik alanlarında (okulda, toplumsal, v.b) bozulmaya neden olması gerekir. Ayrıca bu davranışın tıbbi bir duruma bağlı olmaması gerekir.
İdrar kaçırma sadece gece uyku sırasında oluyorsa bu durum Nokturnal enürezi, eğer idrar kaçırma çocuğun uyanık olduğu saatlerde gerçekleşiyorsa Diürnal enürezis adını alır. Nokturnal enürezis erkek çocuklarda, diurnal enürezis ise kız çocuklarda daha sık görülür. Yaklaşık %75-80 oranında bulunan bebekliklerinden beri enürektik olma durumuna birincil enürezis denir. Bu durum sinir-kas kontrolündeki gecikmeden veya anne babanın yetersiz tuvalet eğitiminden kaynaklanabilir. Alt ıslatma probleminin %20-25lik bölümünü oluşturan ikincil enürezis ise en az1 yıl boyunca idrarını kontrol edebildikten sonra bir gerilemenin olduğu durumdur. İkincil enürezis bir kardeşin doğumuna tepki olarak regresyon belirtisi olabilir.
Sıklık
Türkiye’de çocukların yaklaşık %20si ve yetişkinlerin %1i bu sorunu yaşamaktadır. Ankara’daki Çocuk Ruh Sağlığı bölümlerine getirilen çocuklardaki enürezis oranı %18-21 civarındadır. Sosyoekonomik düzeyin ve eğitim düzeyinin düşük olduğu ailelerde, psikososyal açıdan olumsuz durumdaki çocuklarda ve erkek çocuklarda kız çocuklardan
daha sık görülmektedir.
Nedenleri
Enürezisin nedenlerinden biri olarak ailesel bir yatkınlığın bulunduğundan söz edilir.
Enüretik çocukların işlevsel mesane kapasitesinin düşük olduğundan, internal sfinkterin tam olarak işlev görmesinin geciktiği de bildirilmiştir. Ayrıca tuvalet eğitimine gelişimsel açıdan hazır olmadığı bir dönemde başlama, katı tuvalet eğitimi ve anne-babanın uygunsuz tutumları enürezise neden olabilir. Bu durumda enürezis, genellikle titiz bir annenin katı tuvalet eğitimine karşı pasif agresif bir tepki niteliği taşıyabilmektedir. Tuvalet eğitimine çocuğun sfinkterleri üzerindeki denetimini kazanmaya başladığı 1.5 yaşlarında başlanması daha uygundur. Aile düzenindeki önemli değişiklikler, ailede ölümler, ayrılıklar, boşanma, geçimsizlikler, hastalıklar ya da okulda başarısızlıklar gibi psikososyal etkenler özellikle ikincil enirezisin nedenleri arasında sayılabilir. Ailenin aşırı koruyucu ve hoşgörülü tutumları da çocuğun bebeksi kalmasına neden olarak enürezis belirtisi ortaya çıkabilir.
Olumsuz Etkileri
Enüretik çocukların benlik saygılarının kontrol grubuna göre daha düşük olduğunu, sorun düzelince benlik saygısının normale döndüğünü gösteren birçok çalışma vardır. Çünkü enürezis, özellikle çocukların kişilik gelişiminde etkili olan sosyal faaliyetlere katılımını güçleştirir ve yaşamını önemli ölçüde etkileyebilir. Ve bu şekilde çocukta özgüven eksikliğine, benlik saygısının azalmasına ve sosyal kimlikle ilgili sorunlara yol açabilir..
Ayırıcı Tanı
Enürezisin ayırıcı tanısında, organik veya metabolik bir nedene bağlı olan enürezi durumlarına dikkat etmek gerekir. Ürogenital sistem anormalileri, ürogenital sistem enfeksiyonları, poliüri yapan metabolik hastalıklar, şeker hastalığı, epilepsi v.s. olup olmadığı incelenmelidir.
Tedavi
Enürezisin biyolojik bir nedeni olmadığı ve durumun psikolojik olduğu anlaşıldıktan sonra tedavisi başlar. Tedavide uygulanan yöntemler; aileye danışmanlık, davranış tedavisi, psikoterapi ve ilaçlardır. Aileye danışmanlık yaparken, ailenin çocuğun enürezisine karşı duygu, düşünce ve davranışları incelenir. Aileler bu duruma öfke, utanç ve bıkkınlık hissederek cezalandırma, kıyaslama, utandırma gibi tutumlarla olumsuz davranabiliyorlar veya çocuğu bezlerken öpüp severek enürezisi destekleyen tutumlarda bulunabiliyorlar. Her iki tutumun da zararlı olduğu aileye açıklanır. Davranış tedavisinde uygulanabilecek birkaç yöntem vardır. Bunlardan birinde, çocuğun az miktarda idrar yapmasıyla idrar alarmı denilen bir zil çalar ve çocuk uyanarak tuvalete gider. Takvim tutma ve ödüllendirme teknikleri ise çocuğun motivasyonunu artırır ve ona sorumluluk verir. Bu yöntemde çocuk ıslak veya kuru olduğu geceleri bir takvim üzerinde işaretler. Eğer takvimde işaretlenmiş olan kuru günler çoksa çocuğa ödül verilir. Duygusal içeriği olan ödüller (kucaklamak, başardığını hissettirmek, aferin demek) daha etkili olur. Bir başka davranışçı yöntemde de çocuğa idrarı geldiğinde bir süre tutması öğretilir ve bu süre giderek arttırılarak idrar tonusu ve kapasitesinin arttırılması hedeflenir. Bunlardan yanıt alınamazsa ilaç tedavisi denenebilir. İlaç tedavisi etkilidir, ama tedaviye devam edilmezse enürezis yineleyebilir. Çocuğun tedaviye dirençli olması, birlikte davranış ve duygulanım sorunlarının görülmesi, zorlu yaşam olaylarından sonra başlayan ikincil enürezis olması söz konusu ise bir uzmana başvurarak psikoterapi görmesi gerekir.
Kan Uyuşmazlığı Ne Demektir, Tehlikesi Nedir?
Haziran 30, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Bayanlar annenin kan grubunun RH negatif, babanınkinin ise pozitif olduğu durumlarda ortaya çıkan kan uyuşmazlığının gebeliğin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için yakından izlenmesi gerekiyor.
Kan uyuşmazlığı durumunda ne olabilir?
Op. Dr. Burçak Erzik: Anne Rh (-), bebek Rh (+) ise fetustan anneye geçebilecek çok az miktarlarda kan bile (0.1 ml ) annenin kanına karışırsa annenin bağışıklık sistemi Rh proteinlerine karşı antikor denilen koruyucu maddeler oluşturur. Bu şekilde kendi kan dolaşımındaki Rh proteinlerini temizler. Ancak bu antikorlar bebek eşi olan plasenta ve kordon aracılığı ile Rh (+) fetusun kan dolaşımına girdiğinde kırmızı kan hücrelerini yok etme özelliğine sahiptir. Bu şekilde anne ve fetusta Rh duyarlılığı gelişmiş olur. Geçen antikor miktarı ile doğru orantılı olarak, bebeğin anne karnında, kansızlığa bağlı kalp yetmezliğine ve buna bağlı ölümüne kadar giden bir hastalık tablosu görülebilir.
Ne yapmak gerekir?Op. Dr. Burçak Erzik: Annenin bağışıklık sistemi bir kez uyarıldıktan sonra geri dönülmez bir şekilde bu yabancı kırmızı kan hücrelerine karşı antikor ürettiğinden bu uyarının hiç oluşmaması en önemli korunma prensibidir. Bu uyarılma işlemi ilk doğumda %1 oranında mümkündür. Ancak her uyarı doğumla olmak zorunda değildir.Yanlış kan nakli, kan ile bulaşmış cerrahi aletler ile girişim veya enjeksiyonlara bağlı olarak da kan uyuşmazlığı gelişebilir.
Bu yüzden Rh (-) olan her anne, gebeliğin hemen başında anti-Rh antikorlar açısından indirekt coombs adındaki basit bir testle araştırılır.
: Bir hekim olarak nelere dikkat ediyorsunuz?Op. Dr. Burçak Erzik: Bu tür bir problemle karşılaşmamanın temel kuralı korunmadır.
-Çiftin öncelikle gebelik öncesinde kan grupları tespit edilmelidir.
-Eğer Rh uyuşmazlığı varsa indirekt coombs testi 4 hafta aralıklarla tekrarlanmalıdır.
-İlk gebelikte 28.haftada erken korunma iğnesi (300 mikrogram Rh hiper immün globulin)yapılabilir.
-Doğumdan sonra bebeğin kan grubu Rh pozitif ise; sonraki bebekleri korumak için antikor üretimini engelleyecek Rh hiperimmunglobin enjeksiyonu doğumu takip eden 72 saat içinde yaptırılır. Hiperimmune globulin enjeksiyonuna rağmen hastaların % 0,4’ünde duyarlılık gelişebilir.
-Eğer anne adayı duyarlı hale gelmişse bebek risk altındadır.Duyarlılığı ortadan kaldırmak mümkün değildir. Gebelik ilerledikçe kandaki antikor düzeyleri düzenli olarak kontrol edilir. Eğer yüksek düzeylere çıkarsa, özel testlerle bebeğin sağlığı mutlaka bir perinatoloji kliniğinde takip edilmeli ve uygun tedavi yapılmalıdır. Rh duyarlılığı gerçekleştikten sonraki gebelikler de genellikle etkilenen gebelikten daha erken başlayan ve daha ağır seyreden bir tablo oluşur.
-Düşük sözkonusu ise gebelik 3 aydan büyükse immunglobulin uygulaması tam doz yapılmalıdır. İlk 3 ay içinde ise düşük doz, 50 mikrogram hiperimmünglobulin (koruyucu iğne) yapılması uygun olur.
-Tıbbi nedenlerle veya isteğe bağlı kürtaj sözkonusu ise Rh hiperimmunglobulin müdahaleden önce uygulanmalıdır.
Altın set takımları
Haziran 30, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca
Bayanların değişmez tutkusu altın
Hangisi sizin için dersiniz ?







Hangi mevsimin kadınısınız ?
Haziran 30, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca
Haydi bakalım mevsiminizi bulun siz hangi mevsimin kadınısınız ?
HANGİ MEVSİMİN KADINISINIZ
Dört mevsim var. Ama kendinizi sadece bir mevsimde daha mutlu, huzurlu ve canlı hissediyorsunuz. Çünkü siz, o mevsimin kadınısınız.
Kimimiz güneş gökyüzünde yerini aldığında kabımıza sığamayız. Kimimiz ise hüznüyle sonbahara aşığız. İlkbaharda Nisan yağmurları altında ıslanmaktan zevk alırız.
Ya da yeryüzünü beyazlarla örten kışı severiz. Siz de ait olduğunuz mevsimi belirleyerek, kendinize uygun olan makyaj stillerini uygulayın…
KIŞ KADINI DİNAMİK…
Kendinizi kışın mutlu ve dinamik hisseden kış kadını için düz saçlar, topuzlar, örgüler en uygun modeller.
Fondötende bej tonlarını tercih edin. Allık için pembe ve fuşya, size gidecek en iyi renkler.
Allığınızla doğru orantılı bir ruj kullanın.
Kıyafet seçiminizde ise canlı mavi, kırmızı, gri, fuşya ve mor gibi renklerden vazgeçmeyin.
Sizin için renk seçimi kadar rahatlık da çok önemli. Çünkü kış size huzuru ve mutluluğu çağrıştırıyor.
YAZ KADINI SICAK…
Sıcak, cana yakın, masum…
Tıpkı yaz mevsimi gibi!
Bu tip kadınlara dalgalı saç çok yakışır.
Özellikle de saçının ve teninin rengine uygun yapılan bir röfle güzelliğe güzellik katar.
Allıkta pembeyi tercih edin.
Ruj seçiminde de canlı pembe ve mercan tonları.
Kıyafetlerinizde pembe ve mavi renklerini kullanın
. Çünkü yaz size mutluluk ve canlılık verdiği gibi, içinizi de ısıtıyor…
SONBAHAR KADINI KARAMSAR,…
Hüznü ve karamsarlığı ifade eden sonbahar kadını için bukleli, lüleli saç stilleri çok uygun.
Makyajda; bej, dore tonları gibi ten renginize yakın saydam renklerde seçeceğiniz bir fondöten kullanın.
Allığınızı kızıl kahve ve somon renklerinden seçin.
Kıyafetlerinizde ise koyu yeşiller, kırmızılar, turuncular, petrol ve pas rengi size en çok yakışacak renklerdir.
İLKBAHAR KADINI İDDİALI…
Bu mevsimin kadınları iddialı güzellikleriyle dikkati çeker.
Saç renginde küllü renklerden ve koyu kestane tonlarından kaçınmalısınız.
Erkeksi kesimler ya da doğal görünümlü ve hareketli saçlar sizin için en uygunu.
Fondötende saç ve ten renginizi gözardı etmeyin.
Allık ve rujda koyu tonları tercih etmelisiniz.
Kıyafetlerinizde turuncu ve kayısı renkleri ideal seçim
Kalıcı makyaj hakkında bilmek istedikleriniz
Haziran 30, 2011 by HaZaN
Filed under Ozledim Kadınca

Kalıcı makyaj günümüzde tercih edilen bir yöntem. Çeşitli güzellik uzmanlarının bu konudaki görüşlerini kalıcı makyaj hakkında bilinmeyenleri sizlerle paylaşmak istedik.
Kalıcı makyaj veya güzellik uzmanlarının değimişye ‘mikro-pigment uygulaması’ mikro, steril ve tek kullanımlık bir iğneyle doğal ve mineral renklerin deri yüzeyinin hemen altına aşılanması olarak açıklanıyor. Ante alerjik boyalar özellikle yüz ve vücut kullanımı için tasarlanmış olup, katkı ve koku maddesi içermiyor. Daha çok kozmetik-dövme sayılabilecek bu işlem sayesinde kaş, göz çizgisi veya dudaklarda doğal cilt rengine uyumlu makyaj uygulanıyor. Bu sayede cillteki bazı ufak kusurlar kapatılabilir veya anatomik bozukluklar giderilebiliyor. Böylece kişi daha bakımlı ve genç bir görünüm kazanılabilir.
50′ye yakın renk 11 tip kaş var
İstanbul Şaşkınbakkal’daki Keyif Güzellik Merkezi’nin kurucusu Şehnaz Kargı Almanya’da kalıcı makyaj üzerine eğitim almış. Şehnaz Kargı, yedi yıldır kendi güzellik merkezinde kadınlara kalıcı makyaj uyguluyor. Kargı, ‘Kaş, yüz ifadesini değiştiren en önemli bölge. Kaş dolgun olursa daha genç gösteriyor. Eski yıllarda modaya uyarak kadınlar kaşlarını çok inceltmiş. Bu inceltme zamanla kaşların eski hacminde çıkmamasına neden oluyor’ diyor. Şehnaz Kargı, 11 kaş şekli olduğunu söylüyor. Merkezde önce yüze şekline göre kaş çiziliyor. Daha sonra kirpik ekimi ve eye liner uygulaması yapılıyor. Böylece gözler kendinden sürmeli gibi görünüyor. Kalıcı makyajın son adımında dudaklar var. Dudakların hem içi dolduruluyor hem de kontürleniyor. Renk olarak kırmızı veya pembe gibi naturel renkler seçiliyor. Kargı, boyaların, Amerika’dan ithal edildiğini ve tamamen bitki köklerinden oluşuğunu açıklıyor. Ürünler hipo-alerjik. Kalıcı makyajda 50′ye yakın renk bulunuyor. Kimyasal olmadığı için dört yıl kalıyor. Uygulama iki seansta gerçekleşiyor. İkinci seans ilkinden 21 gün sonra tekrarlanıyor. Merkez bu ay kalıcı makyajda yüzde 50 indirim fırsatı sunuyor. Komple yüz kalıcı makyaj 285 YTL sadece dudak ise 85 YTL. Tel. 0216 411 00 80
Bir buçuk saat sürüyor
İstanbul Etiler’deki Aqua Power’da eğitimini Almanya’daki tamamlayan Ünzile Erkul ve İspanya’da kalıcı makyaj üzerine master yapan Berna Gürbak, yöntemi uyguluyor. Erkul, merkezde sekiz yıldır kalıcı makyaj uygulandığını söylüyor. Ünzile Erkul ‘Su bazlı ve bitkisel içerikli pigmentler kullanıyoruz. Kaş, göz ve dudak bölgelerinde kalıcı makyaj yapıyoruz. Ön çalışma bir buçuk saat sürüyor. Burada rengi ve şekli belirleyip sabitliyoruz’ diyor. Aqua Power’da önce kişiye alerjik testler yapılıyor. Kalıcı makyaj tek seansta tamamlanıyor. Seans bir buçuk saat sürüyor ve 3-5 yıl kalıcılığını koruyor. Kaş 350 dolar, göz 300-500 dolar, dudak ise 400 dolar. Tel: 0212 257 90 51
Saçlar dolgunlaştırılıyor
Leyla İnanır Güzellik Merkezi’nde kalıcı makyaj kaş, dudak, göz ve saç dibine uygulanıyor. Dudak hem çerceve yapılıyor hem de tamamen dolgu halinde içi dolduruluyor. Saç diplerine yapılan kalıcı makyaj metodu ise saçında seyreklik olanlara o bölgelerde renk koyulaşma şeklinde uygulanıyor. Uygulama bir buçuk saat sürüyor ve 20-25 gün sonra rötuş yapılıyor. Kalıcı makyajın kalıcılığı uygulanan bölgeye ve renge göre değişiyor koyu renkler daha uzun süre kalabiliyor. Ortalama iki-üç yıl kalıyor. İşlem sırasında su bazlı boyalar kullanılıyor. Kişiye özel iğne uçları kullanılıyor. Merkeden aldığımız bilgiye göre, saçların fiyatı ihtiyaca göre değişiyor. Kaş 200 Euro, göz 300 Euro, dudak çevresi 400 Euro ve dudak içi 500 Euro’ya kalıcı makyajla tanışıyor.
Yöntem kimlere uygulanıyor?
Kalıcı makyaj parlak ve yüzeysel görünen normal makyaja oranla daha doğal görünüyor. Bunun yanı sıra makyajı tazeleme, yenileme, ekleme gibi dertler ortadan kalktığı için, kişi hem zamandan hem de bütçeden tasarruf sağlıyor. Kalıcı herkese uygulanabiliyor. Uzmanlar ise kalıcı makyaj yaptıran müşteri grubuna çalışan kadınların hakim olduğunu söylüyor. Seyrek, çok açık renk ya da yarım kaşları olanlar, hassas gözleri yüzünden maskara kullanamayanlar, seyrek kirpikleri şikayetçi olanlar, lens kullananlar, kozmetik ürünlerine alerjisi olan kadınlar, artrit hastaları, stresli veya ağır işlerde çalışanlar, atletler, sporcular, profesyonel hayatta sürekli iyi görünmek zorunda olanlar kalıcı makyaja en çok rağbet edenler arasında bulunuyor. Yöntem, yüzde estetik açıdan simetri yaratmak isteyenler ve dağılmayan makyajın avantajını kullanmayı amaçlayan kadınlar için de ideal.
Rengarenk kirpikler
Leyla İnanır Güzellik Merkezi’nde Alman Colorist kozmetik firması ürünleriyle gerçekleştirilen protez tırnak uygulaması için uzun süre test yapılmış. Doğal kıldan oluşan, suya dayanıklı ve bir ay boyunca rahatlıkla kullanabilen, rengarenk ekme kirpikler özel günlerinizde farklı görünmeyi sağlıyor. Leyla İnanır Güzellik Merkezi’nde ayrıca seksi ve parlak gülüşlere sahip olmak isteyenler, beş dakikalık bir operasyonla diş kristallerine sahip olabiliyor.



